davetiyem

HABER ARŞİVİ

Lütfen Bir Tarih Seçiniz
Baha

E-Bülten

Email

Sitemizin yeniliklerinden haberdar olmak için bültenimize üye olabilirsiniz.

Güncel

İstiklal Marşı'nın Kabulünün 98. Yıl Dönümü Kutlanıyor

Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan şiir,Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 12 Mart 1921'de İstiklal Marşı olarak kabul edilmiştir.

12 Mart 2019 Saat: 12:29
İstiklal Marşı'nın Kabulünün 98. Yıl Dönümü Kutlanıyor
İstiklal Marşı'nın Kabulünün 98. Yıl Dönümü Kutlanıyor

23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi açılmış, Atatürk'ün önderliğinde verilen İstiklal Savaşı bütün hızıyla devam etmektedir. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş, Türk ordusu bütün gücüyle bu duruma karşı koymaktadır.

İşte bu ortam içerisinde dönemin Milli Eğitim Bakanlığı, İstiklal Savaşı'nın anlamını ifade edecek ve yeni Türk devletinin bağımsızlığının sembolü olacak milli bir marş için 1921 yılı başlarında 500 lira ödüllü bir şiir yarışması düzenliyor. Katılım süresi 6 ay olan bu yarışmaya 724 şiir gönderilir ve tüm şiirler Milli Eğitim Bakanlığı'nın oluşturduğu komisyon tarafından tek tek okunur ve içlerinden 6 şiir elemeyi geçmeyi başarır.

Dönemin Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Bey, o sırada Ankara'da yaşayan ve aynı zamanda milletvekili olan Mehmet Akif (Ersoy) Bey'inde bir şiir göndermesini ister. Fakat, Mehmet Akif Bey kendisinin milletvekili, yarışmanın da ödüllü olmasından dolayı “Ben milletvekiliyim, yarışmaya katılmam. Ayrıca bir şiir yazıp size veririm” diyor. Nihayet, Türk ordusuna ithaf ederek evinde yazdığı şiiri Milli Eğitim Bakanlığı'na teslim ediyor.

Böylece yarışmaya 7. şiirde katılmış oluyor. Mehmet Akif Bey'in gönderdiği şiir, Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis kürsüsünden coşkuyla okunuyor. Alkışlar ve tezahüratlar arasında okunan şiir 12 Mart 1921'de İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor. Şiir, İstiklal Marşı olarak kabul edildikten sonra bir kez daha kürsüden okunuyor ve bu sefer tüm milletvekilleri şiiri ayakta dinliyor.

Meclis yetkilileri birkaç gün sonra 500 liralık ödülü vermek üzere Mehmet Akif Bey'in yanına geliyorlar. Ancak Mehmet Akif (Ersoy) Bey “Ben müsabakaya girmedim. Bu para benim hakkım değildir ve bana ait değildir” diyerek ödülü almayı reddediyor. Yetkililerin “Bu parayı kasamızda tutamayız. Siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın” demeleri üzerine Mehmet Akif Bey parayı alarak Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Darü'l-Mesâi (İşevi) vakfına bağışlıyor.

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeliEbedî
yurdumun üstünde benim inlemeli

O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Habere Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
Doğu Marmara Medikalciler Derneği’nden ‘teşekkür’ ziyareti

Doğu Marmara Medikalciler Derneği’nden ‘teşekkür’ ziyareti

 

Metropol Tv Tavsiye Formu

Bu Haberi Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız