Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zafer Bayramı (Video)

29 Ağustos 2018 Saat: 11:56

26 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün Kocatepe’den verdiği taarruz emriyle başlayan savaş, 30 Ağustos 1922’de kesin zaferle sona erdi. Topraklarımız düşman işgalinden kurtarıldı, şehitlerimizin kanlarıyla Türkiye’nin temellerini attı.

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'ün 26 Ağustos 1922 sabahı Kocatepe'den verdiği taarruz emri, genç Türkiye'nin özgürlük öncesi attığı son adımdı… Saat 04.30'da Türk topçusunun ateşiyle başlayan Büyük Taarruz, Mehmetçiğin süngü savaşıyla devam etti. Ve 30 Ağustos 1922'de savaş, Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı. Atatürk, Kurtuluş Savaşı ile Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun öyküsünü anlattığı Nutuk'ta Büyük Taarruz'dan ‘muazzam bir eser' diye söz eder:

MUAZZAM BİR ESERDİR

“Saygıdeğer Efendiler, Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesini ve ondan sonra düşman ordusunu tamamiyle yok eden veya esir eden ve kılıç artıklarını Akdeniz'e, Marmara'ya döken harekâtımızı açıklayıcı ve vasıflandırıcı söz söylemeyi gereksiz sayarım.

Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl düşüncesinin ölümsüz bir âbidesidir. Bu eseri yaratan bir milletin evlâdı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur.”

MODERN TÜRKİYE'YE DOĞRU

Büyük Taarruz'un kesin zaferle sonuçlanmasının ardından Lozan'da Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atıldı. 29 Ekim 1923'te ise modern Türkiye Cumhuriyeti ilan edildi. 95 yıl önce bugün yaşananları Atatürk, Nutuk'ta şöyle anlattı:
“…Efendiler, 26-27 Ağustos günlerinde, yani iki gün içinde, düşmanın Karahisar'ın güneyinde 50 ve doğusunda 20-30 kilometre uzunluğundaki müstahkem cephelerini düşürdük. Yenilen düşman ordusunun bütün kuvvetlerini, 30 Ağustos'a kadar Aslıhanlar yöresinde kuşattık. 30 Ağustos'ta yaptığımız savaş sonunda düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve esir aldık.


Düşman ordusunun başkomutanlığını yapan General Trikopis de esirler arasına girdi.

BEN GİTTİM AMA ONLAR…

Demek ki, tasarladığımız kesin sonuç, beş günde alınmış oldu. 31 Ağustos 1922 günü ordularımız ana kuvvetleriyle İzmir'e doğru yol alırken diğer birlikleriyle de düşmanın Eskişehir'in kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenmek üzere ilerliyorlardı. Doğrudan doğruya bana gönderilen bir telsiz telgrafta da İzmir'deki İtilaf Devletleri konsoloslarına benimle görüşmelerde bulunma yetkisinin verildiği bildirilerek, onlarla hangi gün ve nerede buluşabileceğim soruluyordu.

AKDENİZ'E ULAŞTILAR

Buna verdiğim cevapta da 9 Eylül 1922'de Kemalpaşa'da görüşebileceğimizi bildirmiştim. Gerçekten de söz verdiğim gün, ben Kemalpaşa'da bulundum. Fakat görüşme isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız, İzmir Rıhtımı'nda ilk verdiğim hedefe, Akdeniz'e ulaşmış bulunuyorlardı.''
İşte bu gün 96 yıl önce yaşanan o destanı bugün yine ve yeniden düşünüp gururla kutlayacağız, Atatürk'ün emanetine neden ve nasıl sahip çıkmamız gerektiğini, bir kez daha hatırlayacağız.

Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun' a çıkmasıyla, Türk milleti için kurtuluş mücadelesi başlamıştı. İlk olarak yayınlanan Amasya Genelgesi; ardından Erzurum, Balıkesir, Alaşehir ve Sivas'ta yapılan Kongreler ve devamında gerçekleştirilen Amasya Protokolü ile Anadolu'da amaçlanan ruh oluşuyordu. 23 Nisan 1920'de de TBMM kurularak halk yönetime dahil edildi.

TBMM'de yapılan görüşmeler sonucu kurtuluş için tek çarenin düşmanla mücadele olduğu kararlaştırılmış ve oluşturulan düzenli ordu ile savaşa girilmiş; Doğuda Ermeni çetelerine karşı, I. ve II. İnönü savaşlarında da Yunanlılara karşı başarı elde edilmişti. 26 Ağustos 1921'de Başkomutan Mustafa Kemâl Paşa, Yunan ordusunun yeniden saldırıya geçmesi üzerine Sakarya Meydan Muharebesi'nde o meşhur emri vermişti: "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz."

Bu emir sonrası Binbaşı H. Avnî Alparslan Bey, askerlerine: "Bu savaş böyle bir savaş olacak. Çünkü bu savaş fetih yağma savaşı değil, vatan savaşı. Hîçbir hatâyı affetmeğe hakkımız olmadığı bir savaş. Komutanlarımız izin vermedikçe geri çekilmeyeceğiz, öleceğiz. Askere örnek olacağız. Çocuklarımıza para pul, mal mülk değil, milleti için şehîd yahut gâzî olmuş nâmuslu bir askerin çocukları olmanın şerefini bırakacağız." demişti.

Türk ordusu büyük bir kararlılık örneği göstererek bu emirlere uydu ve Sakarya Meydan Muharebesi Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçti. Devamında büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etmek için hazırlıklar başladı ve 1922 yılı Ağustos ayına kadar sürdü. Gazi Mustafa Kemal'in başkomutanlığını yaptığı ordu, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı.

30 Ağustos tarihine kadar çembere alınan düşman kuvvetleri, Dumlupınar'da aldığı darbe sonucu kaçıyordu. Mustafa Kemal Paşa kaçan askerleri gördükten sonra onları kovalamak için o meşhur komutunu verdi: "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" Böylelikle, Yunan ordusu İzmir'e kadar takip edildi ve 9 Eylül 1922 tarihinde ise İzmir'den, "geldikleri gibi gittiler."

***

Büyük Taarruzun başlangıcı olan 26 Ağustos tarihi, aynı zamanda 26 Ağustos 1071 Malazgirt Meydan Savaşı ile de denk düşmektedir. 26 Ağustos 1071 ile 30 Ağustos 1922, iki büyük zafer günüdür. Birincisi, Anadolu'nun kapılarını Türklere açmış; ikincisi, Anadolu'nun Türk kalmasını sağlamıştır.

1922 yılında 26 Ağustos'ta başlayıp, 30 Ağustos'ta Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Zafer Bayramı olarak kutladığımız Başkomutanlık Meydan Muharebesi(Büyük Taarruz), bağımsızlık mücadelemizde unutulması mümkün olmayan günlerden biridir. Düşmanın haksız işgaline "dur" diyen ve Türk milletinin asla esir edilemeyeceğini bütün dünyaya gösteren bir zafer hikâyesidir. Millî birlik ve beraberlik ruhunun yansımasıdır.

Başkomutanlık Meydan Zaferi'nin ikinci yıldönümünde, Dumlupınar'a gelen Gazi Mustafa Kemal, burada yaptığı konuşmasında o günden günümüze mesaj niteliğindeki bu sözleri söylemiştir: "Kendilerine bir milletin geleceği emanet edilen adamlar, milletin kuvvet ve gücünü yalnız ve ancak yine milletin gerçek ve kabul edilir yararlar elde etmesi yolunda kullanmakla sorumlu olduklarını bir an hatırlarından çıkarmamalıdırlar. Bu adamlar düşünmelidirler ki, bir memleketi ele geçirip işgal etmek, o memleketlerin sahiplerine hükmetmek için yeterli değildir. Bir milletin ruhu baskı altına alınmadıkça, bir milletin kararlılığı ve iradesi kırılmadıkça, o millete hükmetmenin imkânı yoktur."

Ulusal bağımsızlık yolunda mücadele verilerek Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasının 96. Yıl dönümünde, bu zafer haftasında, Mustafa Kemal ATATÜRK ve kahraman Türk ordusunu saygı ve minnetle anıyoruz...

YORUMLAR Üye Girişi

Bu Videoya Yorum Yapılmadı. İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz? 
Lütfen Resimdeki kodu yazınız
 

Metropol Tv Tavsiye Formu

Bu Videoyu Arkadaşınıza Önerin
İsminiz
Email Adresiniz
Arkadaşınızın İsmi
Arkadaşınızın E-Mail Adresi
Varsa Mesajınız
Güvenlik Kodu Lütfen Resimdeki kodu yazınız