Nokta Reklam
GüncelYaşam

17 Ağustos 1999 Depremi ve Gizlenen Gerçekler

17 Ağustos 1999'un ardından ortaya atılan HAARP, Tesla ve yapay deprem iddiaları yıllardır tartışılıyor. Peki bu teoriler hangi olaylara dayanıyor ve kaynaklar gerçekte ne söylüyor?

17 Ağustos 1999 Depremi ve Gizlenen Gerçekler 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük felaketlerden biri olarak hafızalara kazındı. Merkez üssü Gölcük olan deprem binlerce insanın hayatını kaybetmesine, on binlerce kişinin yaralanmasına ve Marmara Bölgesi’nde çok büyük bir yıkıma neden oldu.

Ancak felaketin ardından yalnızca depremin sonuçları değil, 17 Ağustos depreminin nasıl meydana geldiğine ilişkin çeşitli iddialar ve komplo teorileri de yıllarca tartışıldı.

Bu iddiaların merkezinde ise HAARP, Nikola Tesla’nın çalışmaları, yapay deprem teknolojisi, Gölcük Donanma Komutanlığı, İsrailli askerler, ABD ve deprem sırasında görüldüğü öne sürülen ışıklar bulunuyor.

Peki bu iddialar nereden çıktı? 1999 yılında neler yazıldı? Hangi olaylar soru işaretlerine yol açtı?

Önemli not: Bu yazıda yer verilen HAARP, Tesla teknolojisi ve 17 Ağustos depreminin yapay yollarla oluşturulduğu yönündeki anlatımlar, çeşitli yayınlarda ortaya atılmış iddialar ve komplo teorileridir. Bunların 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’ne neden olduğunu kanıtlayan doğrulanmış bilimsel bir bulgu bu metinde sunulmamaktadır.

17 Ağustos Depremi Sonrası Ortaya Atılan Sorular

Depremin ardından bazı yayınlarda ve daha sonra internette yayılan metinlerde Gölcük’teki askeri hareketlilik hakkında çeşitli sorular gündeme getirildi.

Bunlardan en dikkat çekici olanlardan biri, yabancı askeri personelin Donanma Komutanlığı’ndaki devir teslim töreninde bulunduğu iddiasıydı.

Metinde şu sorular öne çıkarılıyor:

  • İsrailli subaylar Gölcük’teki devir teslim törenine neden katılmıştı?
  • Rusya’dan geldiği ileri sürülen yardım veya araştırma gemisinin hareketleri neydi?
  • Deprem sırasında görüldüğü anlatılan ışıkların kaynağı neydi?
  • Gölcük Donanma Komutanlığı çevresinde deprem öncesinde olağan dışı bir askeri faaliyet yaşandı mı?
  • ABD ve İsrail’in deprem sonrasındaki yoğun faaliyetleri neden bazı çevrelerde şüphe uyandırdı?

Bu soruların bir bölümü zaman içinde çok daha kapsamlı bir komplo teorisinin parçaları haline geldi.

Deprem Sırasında Görülen “Ateş Topu” İddiası

17 Ağustos depremiyle ilgili en çok konuşulan konulardan biri, deprem sırasında gökyüzünde ışık veya “ateş topu” görüldüğüne ilişkin tanıklıklardı.

Gönderilen metinde, Gölcük‘ten İstanbul Avcılar’a kadar geniş bir bölgede insanların bir “ateş topu” gördüğü ileri sürülüyor. Bunun HAARP veya Tesla teknolojisiyle bağlantılı olduğu iddiasına da yer veriliyor.

Ancak deprem sırasında veya öncesinde görülebilen ışık olaylarının jeofizik süreçlerle ilişkilendirildiği bilimsel açıklamalar da bulunuyor.

Furkan Dergisi’nde Depremden Önce Yayımlandığı Söylenen İfadeler

Metindeki dikkat çekici bölümlerden biri de Furkan Dergisi’nin Temmuz 1999 sayısına yapılan atıf.

Aktarılan metinde, Gölcük askeri tesislerinde depremden önce bazı “garip olaylar” yaşandığının öne sürüldüğü belirtiliyor.

Kapıların kendiliğinden açılması, mühimmat depolarındaki yabancı ziyaretçiler ve araçların kendiliğinden çalışması gibi olağan dışı iddialara yer veriliyor.

Bu anlatımlar daha sonraki yıllarda 17 Ağustos depremi hakkındaki komplo teorilerinin önemli dayanaklarından biri olarak kullanılacaktı.

Tesla Deprem Makinesi İddiası Nedir?

Komplo teorisinin merkezinde ünlü mucit Nikola Tesla‘nın elektromanyetik enerji üzerine yaptığı çalışmalar bulunuyor.

İddiaya göre Tesla’nın geliştirdiği bazı prensiplerden hareketle, düşük frekanslı elektromanyetik enerji kullanılarak yer kabuğundaki gerilime müdahale edebilecek bir teknoloji geliştirildi.

Metinde ABD ve Rusya’nın bu teknolojinin askeri amaçlarla kullanılmasını araştırdığı ve sistemin uzaktan büyük alanlarda tahribat yaratabilecek şekilde geliştirilmeye çalışıldığı ileri sürülüyor.

Buradan hareketle çok daha ileri bir iddia ortaya atılıyor:

17 Ağustos 1999 depremi doğal bir deprem değil, kontrol dışına çıkan bir deney olabilir miydi?

Gölcük’te Gizli Bir Deney Yapıldığı İddiası

Metindeki senaryoya göre ABD’nin amacı, Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerinde gerçekleştirilecek bir deneyden elde edilen verileri Kaliforniya’daki San Andreas Fayı için kullanmaktı.

İddiaya göre gerekli cihazlar Gölcük’e getirildi ve askeri tesislerde kuruldu.

Daha da ileri gidilerek bunun İsrail ile yürütülen askeri faaliyetlerin arkasına gizlendiği öne sürülüyor.

Ancak burada çok önemli bir ayrım yapılması gerekiyor:

Metin bu olayları gerçekleşmiş ve bağımsız kaynaklarla doğrulanmış tarihsel vakalar olarak belgelemiyor; bir senaryo ve iddialar zinciri halinde aktarıyor.

“Gece Şahini” Operasyonu İddiası

Metinde dikkat çeken başka bir ifade de “Gece Şahini” (Operation Night Hawk) adı verilen bir operasyon.

İddiaya göre deney gece saat 03.00 civarında başlatılacak, oluşturulan enerji Marmara’nın altındaki tektonik tabakalara aktarılacak ve biriken gerilim kontrollü biçimde boşaltılacaktı.

Senaryoya göre deney kontrolden çıktı ve beklenenden çok daha büyük bir deprem meydana geldi.

Bu anlatımın devamında iletişimin kesildiği, yabancı askeri unsurların harekete geçtiği ve bazı kanıtların ortadan kaldırıldığı gibi çok daha ciddi iddialar bulunuyor.

İsrail Uçağı İddiası

Metinde 20 Ağustos 1999 tarihinde Ataköy açıklarında bir İsrail uçağının denize düştüğüne ilişkin bir haber yayımlandığı, daha sonra ise konunun gündemden kaybolduğu ileri sürülüyor.

Ayrıca bir balıkçının uçağı Zeytinburnu’na çektiğine ilişkin anlatı aktarılıyor.

Bu olay da yapay deprem teorisini savunanların yıllar boyunca gündeme getirdiği soru işaretlerinden biri haline geldi.

HAARP Nedir ve 17 Ağustos Depremiyle Neden İlişkilendirildi?

Tartışmanın en çok bilinen ayağı HAARP projesidir.

HAARP’ın açılımı High Frequency Active Auroral Research Programdır ve iyonosfer üzerine araştırmalar gerçekleştirmek amacıyla kurulmuştur.

Gönderilen belgede yer alan 24 Ağustos 1999 tarihli Sedat Sertoğlu yazısında da HAARP’ın Körfez depremiyle ilişkilendirilmesinin o dönemde internet üzerinden yayılan senaryolarla gündeme geldiği anlatılıyor. Yazıda bu söylentilerin eleştirel bir dille ele alındığı da görülüyor.

“Sismik Bomba” Tartışması 1999’da Gazetelere de Yansıdı

Komplo teorileri yalnızca yıllar sonra internet ortamında ortaya çıkmadı.

Gönderilen belgede, gazeteci Can Ataklı’nın 31 Ağustos 1999 tarihli Sabah gazetesindeki “Sismik Bomba Şüphesi” başlıklı yazısı da aktarılıyor.

Yazıda deprem sırasında görüldüğü söylenen ateş topundan, sismik bomba söylentilerinden ve kamuoyunda dolaşan çeşitli iddialardan bahsediliyor.

Ancak aynı yazıda, sismik bombanın gerçekten üretilmiş olduğuna ilişkin resmi bilgi bulunmadığı da açıkça belirtiliyor.

“Komplo Teorisi” Filmi ile 17 Ağustos Depremi Arasındaki İlginç Benzerlik

Dönemin tartışmalarında 1997 yapımı Conspiracy Theory (Komplo Teorisi) filmi de gündeme geldi.

Mel Gibson ve Julia Roberts’ın başrollerini paylaştığı filmde, çeşitli olaylar arasında bağlantılar kuran bir karakterin komplo teorileri anlatılıyor.

Gönderilen belgede aktarılan Taha Kıvanç yazısında filmin senaryosu ile Türkiye’deki deprem arasında dikkat çekici benzerlikler kurulduğu görülüyor. Ancak yazar aynı bölümde NASA’nın istediği yerde deprem oluşturabileceğine inanmadığını da açıkça ifade ediyor.

17 Ağustos Depremi Yapay Olarak mı Oluşturuldu?

Bugün tartışmanın en kritik sorusu hâlâ bu:

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi yapay olarak oluşturulmuş olabilir mi?

Gönderilen metin bu ihtimali savunan çok sayıda iddiayı bir araya getiriyor. İsrailli askerlerden Rus gemisine, gökyüzündeki ışıklardan HAARP‘a, Tesla’nın çalışmalarından ABD’nin bölgedeki faaliyetlerine kadar birçok olay arasında bağlantı kuruluyor.

Ancak birbiriyle aynı dönemde meydana gelen olayların yan yana getirilmesi, aralarında neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu tek başına kanıtlamaz.

Bu nedenle 17 Ağustos depreminin HAARP, Tesla teknolojisi veya başka bir yapay deprem sistemi kullanılarak gerçekleştirildiği iddiası, doğrulanmış tarihsel veya bilimsel bir gerçek olarak sunulmamalıdır.

Aradan Geçen Yıllara Rağmen Tartışma Neden Bitmedi?

17 Ağustos 1999 yalnızca büyük bir deprem değildi.

Binlerce insanın hayatını kaybettiği, iletişim altyapısının çöktüğü, devlet kurumlarının büyük bir krizle karşı karşıya kaldığı olağanüstü bir felaketti.

Böylesine büyük olayların ardından cevaplanmamış soruların, görgü tanıklarının farklı anlatımlarının ve olağan dışı görünen gelişmelerin komplo teorilerine dönüşmesi şaşırtıcı değildir.

Üstelik 1999 yılında bazı iddiaların gazetelerde tartışılmış olması, bunların bugün hâlâ gündeme gelmesinin nedenlerinden biridir.

17 Ağustos’un gerçeklerini araştırırken yapılması gereken; iddiaları sansürlemek değil, iddia ile doğrulanmış bilgiyi açık biçimde birbirinden ayırmaktır.

Bu yazı Aydoğan VATANDAŞ Bey’in “HAARP-KIYAMET TEKNOLOJİSİ” adlı kitabından özet olarak alınmıştır.

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu