BAKKALDA SATILMAZ
Ama insanlığın en büyük ihtiyaçlarından bazıları hâlâ hiçbir rafta bulunmuyor. Karakter gibi... Dürüstlük gibi... Vicdan gibi... Vatan sevgisi gibi... Sorumluluk duygusu gibi... Çünkü bunlar satın alınmaz. Bunlar yaşayarak kazanılır.
BAKKALDA SATILMAZ Eskiden mahalle bakkalları vardı.
İnsan neye ihtiyacı varsa oradan almaya çalışırdı.
Ekmek bulunurdu. Şeker bulunurdu. Çay bulunurdu.
Paranız varsa alırdınız. Yoksa da bakkalın veresiye defterine yazdırır, yine alırdınız.
Bugün alışveriş merkezleri var. Dijital mağazalar var. Dünyanın öbür ucundan sipariş verebildiğimiz bir çağın içindeyiz.
Ama insanlığın en büyük ihtiyaçlarından bazıları hâlâ hiçbir rafta bulunmuyor.
Karakter gibi…
Dürüstlük gibi…
Vicdan gibi…
Vatan sevgisi gibi…
Sorumluluk duygusu gibi…
Çünkü bunlar satın alınmaz.
Bunlar yaşayarak kazanılır.
Hayat boyunca insanın karşısına birçok fırsat çıkar.
Kimi zaman makam…
Kimi zaman para…
Kimi zaman güç…
Fakat insanın gerçek değeri, sahip olduklarıyla değil; sahip olduklarını nasıl kullandığıyla ölçülür.
Çünkü karakter;
Herkesin önünde sergilenen bir davranış değil,
Kimsenin görmediği yerde verilen bir karardır.
Dürüstlük;
İşler yolundayken söylenen güzel sözler değil,
Menfaat ile vicdan arasında tercih yapılması gereken anda ortaya çıkan tavırdır.
Dik duruş ise rüzgâr arkadan eserken değil;
Karşıdan estiğinde belli olur.
İnsanlar başarıya hayran olabilir.
Zenginliğe özenebilir.
Makamlara saygı gösterebilir.
Ama güven bambaşka bir şeydir.
Satın alınamaz.
Zamanla kazanılır.
Emekle büyür.
Tutarlılıkla güçlenir.
Ve bazen tek bir yanlışla kaybedilebilir.
Toplumları ayakta tutan da aslında budur.
Bir ülkeyi güçlü yapan yalnızca yolları, köprüleri ve fabrikaları değildir.
Bir şehri büyüten sadece yüksek binalar değildir.
Bir kurumu değerli kılan yalnızca bütçesi değildir.
Asıl güç;
Sözünün arkasında duran insanlarda,
Görevini hakkıyla yapan insanlarda,
Kendisi için istediğini ülkesi için de isteyen insanlarda saklıdır.
Çünkü gelecek betonla değil, güvenle inşa edilir.
Gelecek yalnızca projelerle değil, değerlerle kurulur.
Gelecek sadece yatırım yapılarak değil, insan yetiştirilerek kazanılır.
Bugün çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras da budur.
Evler eskir.
Arabalar değişir.
Makamlar devredilir.
Servet el değiştirir.
Ama karakter nesilden nesile aktarılır.
Bir anne dürüstlüğü miras bırakabilir.
Bir baba çalışkanlığı miras bırakabilir.
Bir öğretmen ahlakı miras bırakabilir.
Bir yönetici bulunduğu kuruma güven kültürü bırakabilir.
Bir toplum ise gelecek nesillere değer bırakabilir.
İşte gerçek yatırım budur.
Çünkü para yeniden kazanılabilir.
Kaybedilen servet geri gelebilir.
Kaybedilen makam yeniden elde edilebilir.
Ama kaybedilen güvenin telafisi çok zordur.
Bu yüzden insan önce cebini değil, şahsiyetini büyütmelidir.
Çünkü hayatın sonunda insanlar ne kadar kazandığımızı değil;
Nasıl yaşadığımızı hatırlar.
Ne kadar mal bıraktığımızı değil;
Ne kadar güven bıraktığımızı konuşurlar.
Ve bir ömür sonunda anlaşılır ki;
Karakterin fiyatı yoktur.
Dürüstlüğün etiketi yoktur.
Vicdanın barkodu yoktur.
Vatan sevgisinin satış noktası yoktur.
Çünkü bazı değerler vardır;
Ne markette bulunur,
Ne bakkalda bulunur,
Ne de dünyanın en büyük çarşılarında…
Onlar satın alınmaz.
Onlar yaşanır.
Onlar örnek olunur.
Onlar nesilden nesile aktarılır.
Ve insan ardında bıraktığı iz kadar hatırlanır.
Bu yüzden bazı şeylerin değeri para ile ölçülmez.
Çünkü bazı şeyler hâlâ…
BAKKALDA SATILMAZ.
Necmi Cemal





