Nokta Reklam
Güncel

Bu Gece Berat Kandili

Berat kelimesi; borçtan kurtulma, temize çıkıp aklanma, ceza veya sorumluluktan kurtulma gibi mânâlara gelir.

Berat kandili, Allah”ın ekstra rahmet, lütuf ve mağfiretiyle tecelli ederek, kullarına bağışlanma, kapılarını ardına kadar araladığı; müminlerin dualarına icabet ettiği, günahlarını affettiği, yapılan ibadetleri normal zamanlardan kat kat fazla mükâfatlandırdığı bir zaman dilimidir.

Berat, Arapça’da temize çıkma anlamına gelir. Berat Kandili aynı zamanda Rahmet Gecesi gibi adlarla da anılır. Kur’ân-ı Kerim’de, suçsuzluk, kurtuluş belgesi (Kamer, 54/43) ve müşriklerle her türlü ilişkiyi kesme, onlardan uzak durma (Tevbe, 9/1) anlamlarında iki yerde berâet kelimesi geçmektedir. 

Berat Kandili fazileti bol bir gecedir. Bu gecede amel defteri yazılır. O yıl içinde doğacak ve ölecek olanlar ile rızıklar Berat Kandili gecesinde amel defterine işlenir.

Nokta Reklam
Güncel

Bu Gece Berat Kandili

Kaynaklarımızda rahmet, icabet, gufran ve takdir olarak isimlendirilen Berat gecesi, af, arınma ve kurtuluş gecesidir.

Hiç şüphesiz ki Beratın en derin anlamı af ve bağışlanmadır.

Sevgili Peygamberimiz (sav) bu gecede Allah’a çokça ibadet edilmesini, gündüzünde ise oruç tutulmasını tavsiye etmiş ve bu gece güneş batınca Allah Teâlâ’nın dünyaya rahmetiyle tecellî ederek fecre kadar: “Bağışlanmak dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim! Belâya dûçar olan yok mu, ona afiyet vereyim!..” buyurduğunu bizlere müjdelemiştir. (İbn Mâce, İkâmetü’s-Salavât, 191)

Berat gecesi vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isterim ki, Berat’ın yegâne sahibi Yüce Rabbimizdir. Bununla birlikte her insanın beratı kendi elindedir. Zira bu dünyada ektiklerimizi öte dünyada biçeceğiz. Kalbimizi iman nuruyla aydınlattığımızda gerçek mutluluğa kavuşuruz. Ömrümüzü ibadet ve taatle geçirdiğimizde gönül huzurunu yakalarız. Nefsimizi terbiye edip ahlakımızı güzelleştirdiğimizde Yüce Rabbimizin rızasına erişiriz.

Unutmayalım ki bizler Cenab-ı Hakk’a bir adım yaklaşırsak O bizlere bin adım yaklaşır. Hata ve günahlarımızdan nasuh bir tövbe ile uzaklaşırsak Allah’ın mağfireti bizleri kuşatır. Kalbimizden kin, nefret, haset, öfke ve düşmanlık duygularını atıp af yolunu tutarsak Yüce Rabbimiz bizleri affına mazhar kılar. Kendimiz için istediğimiz güzellikleri başkaları için de isteyebilirsek Cenab-ı Hakk bizlere tüm güzellikleri ihsan eder.

Mazlum ve mağdurların, zorda ve darda kalmışların imdadına yetişebilirsek Allah Teâla da bizlere yardım eder. Dua, niyaz ve yakarışlarımıza sadece nefsimizi değil, eşimiz, çocuklarımız, ailemiz, ana-babamız, geçmişlerimiz, akrabalarımız, komşularımız, bütün kardeşlerimiz ve tüm insanlığı katabilirsek, duamızda herkesin iyiliğini ve selametini talep edebilirsek, Yüce Rabbimiz niyazlarımızı karşılıksız bırakmaz.

Nefsimizin bitmek tükenmek bilmeyen arzularına, hırslarına, tutkularına, heva ve heveslerine gem vurabilirsek Cenab-ı Mevla bizlere gerçek özgürlük beratımızı verir. Allah’ın emirlerini hürmet, muhabbet ve tazimle yerine getirip yasaklarını Allah için terkedebilirsek; içinde yaşadığımız kâinata, çevreye, tabiata ve tüm mahlûkata rahmet nazarıyla bakıp şefkat ve merhamet gösterebilirsek Merhametlilerin En Merhametlisi her zaman bizlere rahmetiyle muamele eder.

Kısacası hayat rehberimiz Kur’an-ı Kerim’i, onu yaşanmış bir hayata dönüştüren Resul-i Ekrem’in (sas) sünnetini doğru anlayıp doğru yaşayabilirsek Allah hiçbir zaman bizleri istikametten ayırmaz. Ve bu dünyada Emin Peygamberin Emin Ümmeti olmayı başardığımız gün, inşallah tüm yeryüzü dâru’s-selâm yani barış ve güven yurduna dönüşecek ve müminler topluluğu ahirette adı “darü’s selam” (Yunus 10/25) olan cennetle müşerref olacaktır.

Başa dön tuşu