“Mehmet Akif’e Mektup Var”
Vefatının 88’nci yılında Mehmet Akif Esoy’u anma etkinlikleri kapsamında Gölcük Belediyesi ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından “Mehmet Akif’e Mektup Var” yarışması düzenlendi.

Vefatının 88’nci yılında Mehmet Akif Esoy’u anma etkinlikleri kapsamında Gölcük Belediyesi ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından “Mehmet Akif’e Mektup Var” yarışması düzenlendi. AKV Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri Ravza Betül Dülgeroğlu ve Eylül Karagöz, yarışmanın lise kategorisinde birincilik ve ikincilik kürsüsüne çıkmayı başardı.
Gölcük Belediyesi ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Mehmet Akif’e Mektup Var” yarışmasının ödül töreni Kazıklı Kervansaray’da gerçekleşti. Yarışma kapsamında Gölcüklü ortaokul ve lise öğrencileri, Millî Şair hakkındaki duygularını mektup tarzında kaleme aldı. Dereceye girenlerin ödüllerini Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin ve Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer takdim etti.
AKV’nin öğrencileri bu yıl pek çok yarışmada olduğu gibi ilk üç derecede birlikte yer alma başarısını yineledi. Liseler kategorisinde birinciliği mektubuna İstiklal Marşı’nın ilk sözcüğü ile başlayıp son sözcüğü ile de mektubunu bitiren AKV MTAL 9. sınıf öğrencisi Ravza Betül Dülgeroğlu layık görüldü. Yarışmanın ikinciliğini yine AKV’nin 11. sınıf öğrencisi Eylül Karagöz elde etti. Üçüncülük ödülü ise Gölcük Kız AİHL öğrencisi Zeliha Barak’ın oldu.
Yarışmanın ortaokul kategorisinde ise birincilik ödülünü Cahit Külebi Ortaokulu Hayrunnisa Solmaz kazandı. Şehit Kamuran Ablak Ortaokulundan Müjde Güven ikinci ve Kocatepe Ortaokulundan Eymen Gültepe üçüncülük ödülünü aldı.
Yarışmanın Birincisi Ravza Betül Dülgeroğlu’nun Millî Şaire Mektubu
“Türk istiklalini dünyaya haykıran pek muhterem Mehmet Akif Ersoy,
Korkmadan gururla kalemi elime alıp bu satırları yazmak istedim. Yıllara meydan okuyan dizelerinizle bizlere ses oldunuz. Bu ses pazartesi ve cuma günleri Cennet vatanımızın toprağında yankılandığında yüce Allah’a şükrediyor ve atalarımla gurur duyuyorum. Bizlere bu gururu yaşatan, duvarlara tırnaklarınızla kazıdığınız o eşsiz marştır. O dizeler, damarlarımızdaki asil kanda dolaşırken yaşadıklarımı haykırmak istiyorum.
Her kelimeniz ; ruhumun derinliklerinde yankılanıyor, bu Cennet vatanın uğruna bin kez daha feda olmak istiyorum. Atalarımızın Ergenekon’da yırttığı o çelikten dağları, Kurtuluş Savaşı’nda yedi iklime karşı iman dolu göğsümüzle yırtıp tek dişi kalmış canavarları tarihin karanlık çöplüğüne gömdük. Biz hiçbir zaman esaret altında yaşamadık, yaşamayacağız; bunu tüm dünyaya haykırdınız. Düşmanın Anadolu’ya bakışı 103 sene önce neyse 2024’te de aynı. Doğuda Ermeniler ve Ruslar, batıda Yunanlılar, güneyde İngilizler ve Amerikalılar dedelerinin hayâlini gerçekleştirme telaşındalar. Bir de şimdi çoluk çocuk demeden Müslümanları katleden İsrail var. Hepsinin ortak amacı, Anadolu’yu işgal etmek. Türk evlatları olarak onları Cennet vatanımıza sokmayacak ve canımızdan aziz saydığımız bayrağımızın ebediyen bu topraklarda dalgalanacağının sözünü veriyoruz. Ay yıldızlı bayrağımız kaşlarını çatmayıp şanlı bir biçimde göklerde dalgalanacak. Biz gençler, dizelerinizi hissetmeye çalışıyor, bize yüz yıl önce söylediklerinizi kulağımıza küpe yapıyoruz. “Sahipsiz vatanın batması haktır, sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.” diye haykırışınız, her birimizin ruhunda yankılanıyor. Bugün bu ülkenin evlatları, haykırışınızı duyarak adımlarını sağlam ve gururla atıyor. Evet, her şeyin çok değiştiği hatta bazı değerlerin unutulmaya yüz tutulduğunun farkındayız. Unutulmayan tek şeyin vatan ve bayrak sevgisi olduğunu bilmenizi isterim. Bilmelisiniz ki bizler, yazdıklarınızla değerlerimize daha fazla sarılıyor; özgürlüğün kıymetini vatansız insanları görünce daha fazla anlıyoruz. Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış; minarelerinde “Allahu ekber” sesleri yankılanan Ulu Cami’deki ezanların susturulup mabedimize yabancı eli değdiği, Osman Gazi ve Orhan Gazi türbelerine zarar verildiği haberi bir zamanlar size tez ulaşmıştı.
“-Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ?”
derken matem içindeydin ancak bülbülün de -Bursa’nın gerçek sahibine kavuşacağı gibi- güle kavuşacağını biliyordun. Sırtımızda bir sonraki nesillere taşımak için emanet olarak verdiğiniz, içerisinde mazimiz olan küfeyi gururla taşıyor ve eserinizde de bahsettiğiniz mahalle kahvelerinde miskin miskin oturmayıp bu vatan için canla başla çalışacağımıza söz veriyoruz. Biz; vatanını, milletini, bayrağını seven; dinî ve millî değerlerine sahip çıkan Âsım’ın nesliyiz. “Allah, bu asil millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın.” diye ettiğiniz duaya bizler de “Amin!” diyoruz.
Ruhun şad olsun. Vatanı, milleti için fedakârlıktan kaçınmayan her fert, sizi yüreğinde yaşatmaya devam edecek. Bugün, yarın, sonsuza dek… Siz yüz üç sene önce hürriyet, dediniz. Biz de biliyoruz ki ezelden beri hür yaşamış bir milletin ana sütü gibi hakkıdır İstiklâl.”
Yarışmanın İkincisi Eylül Karagöz’ün Millî Şaire Mektubu
Aziz Mehmet Akif Ersoy,
İstiklal mücadelesinin en zorlu günlerinde milletimize umut olan dizeleriniz, sadece bir marş değil, bir milletin yeniden dirilişinin destanı oldu. İstiklal, sizin kaleminizle anlam buldu, ruh buldu. İstiklal, sizin ruhunuzda kök salmış, yalnızca bağımsızlık değil, aynı zamanda iman ve hakikatin sesi olmuştur. Siz, karanlık günlerde bir meşale gibi Anadolu insanının yolunu aydınlattınız. İçinde bulunduğunuz o zorlu günleri, milletin her bir ferdine umut aşılama gayretinizi, canınız pahasına verdiğiniz mücadeleyi her hatırladığımızda omuzlarımızdaki sorumluluğun ne kadar büyük olduğunu daha derinden hissediyoruz.
Bugün, İstiklal Marşı’nın mısralarını her okuduğumuzda, dizelerinizden yükselen ses bize “korkmamanın” ne demek olduğunu tekrar tekrar hatırlatıyor. O “Korkma!” diye haykırışınız; milletimizin inancını, kararlılığını ve direncini diri tutuyor. Bizlere korkmadan hakikatin, bağımsızlığın ve inancın peşinden gitmeyi öğrettiniz.
“Çanakkale Şehitleri” şiiriniz de vatan toprakları uğruna canını veren kahramanların hatırasını ebediyen yaşatan bir destandır. O dizeler, milletimizin gönlünde yankılanan bir dua, tarihe düşülen bir mühürdür. Mısralarınızla hayat bulan Çanakkale, bizim için yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda geleceğimizi şekillendirecek olan bir tarihtir.
“Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar… / O rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar!”
diyerek şehitlerimizin gösterdiği azim ve fedakârlığın büyüklüğünü tarif edişinizi başka hangi şair dile getirebilirdi? Çanakkale’de yazılan destan, sizin kaleminizde yeniden can buldu, şehitlerimizin kutsal kanlarıyla sulanan topraklarda hayat buldu.O büyük mücadele günlerinde yazdığınız her mısrada, milletimizin yüreğindeki inancı, Allah’a olan teslimiyeti ve bağımsızlık aşkını dile getirdiniz. Siz, yalnızca bir şair değil, aynı zamanda bir mücahit, bir öğretmen ve bir milletin vicdanı oldunuz. Çanakkale’yi anlatırken göklerin yere eğildiğini, toprağın cennete döndüğünü; şehitlerin, canlarıyla Allah katında yüce bir makama ulaştığını anlattığınız;
“Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker / Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer!”
mısraları vatan aşkını yüreğinde hissetmeyen hiçbir şair yazamaz.
Korkma, Mehmet Akif! Yazdığınız her bir dize, kalplerimizde bir bayrak gibi dalgalanacak. Bizler, o destanı ve sizin eşsiz mirasınızı ilelebet yaşatmaya ant içtik. Ruhunuz şad, mekânınız Cennet olsun. Saygı ve minnetle… Bir Vatan Evladı”





