MELAMÎ
Melamî… Kısaca söylemek gerekirse: İyiliğini gizleyen insan. Yaptığını anlatmayan… Yaptığıyla övünmeyen… Hatta çoğu zaman görünmeyen…
MELAMÎ
Bazen bir kelime…
Bir insanın bütün hayatını anlatır.
Melamî.
Bugün pek kullanılmayan
ama içinde büyük bir insanlık ölçüsü taşıyan bir kelime.
Melamî…
Kısaca söylemek gerekirse:
İyiliğini gizleyen insan.
Yaptığını anlatmayan…
Yaptığıyla övünmeyen…
Hatta çoğu zaman görünmeyen…
Çünkü Melamî anlayışına göre
iyilik görünür hâle geldikçe
değerinden bir şey kaybedebilir.
İyilik,
gösterildiği kadar değil
gizlendiği kadar büyür.
Tasavvuf geleneğinde “melâmet” denilen bu anlayış
insanın kendi nefsiyle verdiği mücadeledir.
Kişi yaptığı iyilikleri anlatmaz.
Övülmekten hoşlanmaz.
Alkıştan uzak durur.
Çünkü bilir ki
insanın en zor imtihanlarından biri
iyilik yaptıktan sonra susabilmektir.
Bugün ise başka bir çağdayız.
İyilik bile bazen
görünür olmak zorunda kalıyor.
Bir yardım yapılır…
Fotoğrafı çekilir.
Bir destek verilir…
Hemen paylaşılır.
Bir iyilik yapılır…
Hemen duyurulur.
Oysa eskiler şöyle derdi:
“İyilik yap, suya at.
Balık bilmezse Hâlık bilir.”
İşte Melamî ruhu
tam da burada başlar.
Sessizlikte.
Gösterişten uzaklıkta.
Sadelikte.
Şehirler de aslında böyledir.
Bir şehri büyüten şey
sadece büyük projeler değildir.
Sessiz çalışan insanlar vardır.
Bir esnaf…
Bir öğretmen…
Bir işçi…
Bir mühendis…
Çoğu zaman kimse onların adını bilmez.
Ama şehir
onların emeğiyle ayakta durur.
Onlar alkış beklemez.
Ama şehir
onların sessiz emeğiyle büyür.
Belki de bugün
en çok ihtiyacımız olan şey budur.
Daha çok konuşan insanlar değil…
daha çok çalışan insanlar.
Daha çok görünen insanlar değil…
daha çok fayda üreten insanlar.
Çünkü şehirleri de
ülkeleri de
geleceği de
en çok görünmeyen emek büyütür.
Belki de insanın gerçek değeri
şurada saklıdır:
Kimse görmezken ne yaptığı.
Kimse alkışlamazken
nasıl çalıştığı.
Kimse bilmezken
ne kadar fayda ürettiği.
İşte Melamîlik
tam da burada başlar.
Sessizce.
Gösterişsizce.
Derin bir tevazuyla.
Belki de bir gün
şehirleri yönetecek en doğru insanlar
en çok konuşanlar değil…
en çok çalışanlar olacak.
En çok görünenler değil…
en çok fayda üretenler.
Ve belki de o gün
şunu daha iyi anlayacağız:
Bir şehri gerçekten büyüten şey
gürültü değil…
Sessiz emektir.
necmi cemal





