SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ…?
Ve o çocuk… Bazen bir şarkıda… Bazen eski bir fotoğrafta… Bazen de hiç beklemediği bir anda gözlerini uzaklara diker. Çünkü bazı özlemlerin gözyaşı yoktur…

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ…?
Bazı sorular vardır…
Cevabı kelimelerle verilmez.
İnsan sadece susar.
“Sizin hiç babanız öldü mü?”
Türk edebiyatının unutulmaz şairi bu soruyu şiiriyle hafızalara kazıdı.
O, birkaç kelimeyle milyonlarca insanın yüreğinde aynı sızıyı dile getirdi.
O dizeleri okurken, yalnızca kendi babası Hüseyin Seber’i, namıdiğer “Süslü Hüseyin”i anmıyordu.
Aslında hepimizin içinde sakladığı, adı konulamayan o derin boşluğa sesleniyordu.
Çünkü insan, kaç yaşına gelirse gelsin…
Babası hayattaysa biraz çocuktur.
Onu kaybettiği gün ise, nüfus cüzdanındaki yaşı ne olursa olsun, bir anda büyür.
Hayat bize makam verir…
Unvan verir…
Servet verir…
Şöhret verir…
Ama hiçbirini, “Baba” kelimesinin verdiği güvenin yerine koyamaz.
Çünkü baba…
Sadece eve ekmek getiren insan değildir.
Evladının sırtını yasladığı görünmez dağdır.
Düştüğünde kaldıran eldir.
Konuşmasa da cesaret veren bakıştır.
Varlığıyla huzur, yokluğuyla tarifi olmayan özlemdir.
Çocukken elinden tuttuğumuz…
Gençken gölgesinde yürüdüğümüz…
Olgunlaştıkça kıymetini daha iyi anladığımız bir çınardır.
Ne gariptir ki…
İnsan, anne ve babasının kıymetini en çok, onların sesini bir daha duyamayacağını anladığında öğreniyor.
Bir “Nasılsın evladım?” cümlesinin…
Dünyanın bütün alkışlarından daha değerli olduğunu ise çoğu zaman çok geç fark ediyor.
Belki de bu yüzden bazı şiirler hiç eskimiyor.
Çünkü onlar mürekkeple değil…
Hasretle yazılıyor.
Bugün etrafınıza bakın…
En güçlü görünen insanların bile içinde, babasının yokluğunu sessizce taşıyan küçük bir çocuk yaşar.
Ve o çocuk…
Bazen bir şarkıda…
Bazen eski bir fotoğrafta…
Bazen de hiç beklemediği bir anda gözlerini uzaklara diker.
Çünkü bazı özlemlerin gözyaşı yoktur…
Sadece derin bir sessizliği vardır.
Ben de bugün size aynı soruyu bırakıyorum…
Sizin hiç babanız öldü mü?
Eğer öldüyse…
Bu satırların devamını zaten gözlerinizle değil, yüreğinizle okudunuz.
Çünkü baba ölünce yalnızca bir insan ölmez…
İnsanın, hayatta kendini en güvende hissettiği liman da sessizce çekilir.
O günden sonra…
Her evlat biraz eksik kalır.
Her bayramın bir yanı sessizleşir.
Her hatıra biraz daha kıymetlenir.
Ve insan anlar ki…
Baba, sadece bir aile büyüğü değildir.
Bir ömrün en sağlam dayanağı, en sessiz duası ve insanın arkasındaki görünmeyen dağdır.
O dağ çekildiğinde, hayat devam eder… Ama hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
necmi cemal





