Nokta Reklam
Güncel

“Sosyal yardımlar devletin lütfu değil vatandaşın hakkıdır”

“Sosyal yardımlar devletin lütfu değil vatandaşın hakkıdır”

Ali Babacan Kamuoyuna tane tane anlatı:

Amerika‘daki seçim süreci sonrasında, gelişmekte olan ülkelerin paraları dolar karşısında değer kazanırken Türk Lirası hızla değer kaybediyor. Bunun tek nedeni kötü yönetim. Öyle dış güçlermiş, iç güçlermiş, lobilermiş… Bunlar palavra.

Sosyal medyada gençler gülüyor ağlanacak halimize. Ne yapsınlar, kara mizah var ortada. Bir fotoğraf gösterdiler. Biliyorsunuz metal 2 euro’luk bozuk para var. Bir masanın üstüne bunlardan 5 tane demir koymuşlar üst üste. 100 lira ediyor. Çok acı arkadaşlar. Paramız eriyor.

Ekonomi yönetiminin amacı üç-beş zengin türetmek olamaz

 

Zenginleşmeyi şöyle anlıyorlar: Üç beş tane zengin türerse, zenginleştik zannediyorlar. Ekonomi yönetiminin amacı üç beş tane zengin türetmek olamaz. Ekonomi yönetiminin amacı bir ülkeyi topyekûn zenginleştirmektir. Refahın bana yayılmasını sağlamaktır. Zengin ile fakir arasındaki uçurumun kapanmasını, gelir dağılımının daha adil olmasını sağlamaktır.

Kimse korkmasın, sosyal yardımlar haktır

 

Sosyal yardımlar kendileri giderse yok olacakmış gibi, artık verilmeyecekmiş gibi hava oluşturmaya çalışıyorlar. Bu tablo şu andaki hükûmetin işine geliyor olabilir. “Bizim desteğimizle, kolilerimizle geçinen vatandaş sayısı çok olursa, onlardan garantili oy alırız, iktidarı sürdürürüz” gibi bir hesapları olabilir. Düşünmesi bile ürkütücü.

Öyle bir şey yok. Kimse bundan korkmasın. Biz tam tersine sosyal yardımları hak temelli bir sisteme oturtacağız. Bu yardımlar devletin iktidar partisinin lütfu değil, vatandaşımızın zaten hakkıdır ve biz onu yerine getirmek için yardım yapacağız. En önemlisi vatandaşlarımızı sosyal yardıma muhtaç durumdan kurtaracağız.

Sosyal yardım hizmetlerinde entegrasyonu sağlayacağız

 

İhtiyaç sahiplerini kendimiz gidip bulacağız ve destek olacağız, onların talep etmesini beklemeyeceğiz. Aile odaklı bir yaklaşımla bu sistemi kuracağız. Devletin parasını israf etmeyeceğiz, halkımızın hak ettiği refah seviyesine ulaşması için kullanacağız.

Biz, oluşturacağımız yeni sosyal yardım ve hizmetler sistemiyle ülkemizi güçlü ve bütüncül bir yapıya kavuşturacağız. Bu yeni sistemle birlikte; sosyal yardım, sosyal hizmet, sosyal sigorta ve istihdam hizmetlerinde entegrasyonu sağlayacağız. Böylece bireyi ve aileyi yoksulluk sarmalından kurtaracağız. Yoksulluğu bu ülkenin kaderiymiş gibi gösterenlere inat halkımızı zenginleştireceğiz.

 

Olimpiyatlarda laf üretme şampiyonu olurlar

 

Olimpiyatlarda laf üretme yarışması yapsalar, epey madalya kazanır şu andaki hükûmet. Laf üretmekte iyiler. Belli bir medya desteği de var yanlarında. Kimisine havuç, kimisine sopa, ne çalışıyorsa… TRT’de olduğu gibi, medyanın gücünü tek bir parti için kullanıyorlar. Mazeret üretiyorlar ama icraat yok.

Kıymetli arkadaşlarım, Dün biliyorsunuz Merkez Bankası Başkanı gece yarısı kararnamesi ile görevden alındı. Yine tek kişinin imzasıyla. Bu sistemde her şeye tek kişi karar veriyor malum.

Hep söylüyoruz Türkiye 1’den büyüktür. Yok deseler de, ekonomi uçuyor deseler de lamı cimi yok; Türkiye’de şu an derin bir ekonomik kriz var. Daha evvel de söyledim, bunun tek sebebi: Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemidir, kötü yönetimdir. Ortak aklı yok ettiler. Köklü kurumlarımızın itibarını sıfırladılar. Liyakatı ortadan kaldırdılar.

Bugün hangi kurum, layıkıyla, korkmadan işini yapabiliyor? Merkez Bankası Başkanı’nın bir gece operasyonuyla değiştirilmesi bunun yeni bir yansımasından ibarettir. Bu sistem ve yönetim anlayışı değişmedikçe, kişileri değiştirerek sorunları çözmek mümkün değildir.

Sayın Cumhurbaşkanı ve ekonomi yönetimi, talimatlarını uygulayan kişileri değiştirerek ekonomide yaşanan çöküş tablosunun sorumluluğundan kaçamazlar. O kadar kolay değil. Bunun tek sorumlusu sizsiniz ve biz bunu size hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz!

Biz DEVA Partisi olarak Merkez Bankasının da, BDDK’nın da TÜİK’in de bağımsızlığını sağlayacağız. Bu kurumları yeniden ayağa kaldıracağız. Daha önce de söyledim, bunu bir ayda yapacağız. Dürüst ve işinin ehli kadroları alacaksınız; organizasyon şemasını hızlıca gözden geçireceksiniz; açık hedefler vereceksiniz. Bağımsız kurullar kurmak için, “Siz doğrusunu, bildiğinizi yapın”. Tabii ki genel çerçeve ve ortak hedefler olacak. Ama bir kurum bağımsızsa, o kurumun bağımsızlığına saygı göstereceksiniz.

Niye o kurum bağımsız? Günlük siyaset, kısa vadeli bakışa sebep olabiliyor. Günlük siyaset, Merkez Bankasına dönüp “Para bas biraz” diye talimat verebiliyor. Günlük siyaset, BDDK, TÜİK gibi kurumlara yanlış yaptırabiliyor.

Günlük siyaset, TÜİK’e dönüp, “Rakamlarla oyuna, biraz daha güzel göster rakamları” diyebiliyor. İşte böyle olmaması için bu kurumlar bağımsız.

Kıymetli Zonguldaklı hemşehrilerim, Zonguldak; şairin dediği gibi “kahrın ve zulmün önünde dimdik” duranların kara elmas diyarı… Binlerce kardeşimizin yerin altında ter döktüğü şehrimiz. İşçi hakları dendiğinde, en önce sesi yükselen, yıllardır hak mücadelesi veren Zonguldak, bugün işçinin, emeğin ne durumda olduğunu gayet iyi biliyor.

Geçtiğimiz günlerde Meclise getirdikleri torba yasayı gördünüz. Çalışanlar sefalet ücretine mahkum olsun ama kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin uzatılsın dediler. Çalışanlar 1 yıl daha 1.168 liraya mahkûm edilsin dediler. El insaf arkadaşlar. El insaf. Günlük 40 lira yapıyor bu. Tek başına bir kişinin bile geçinemeyeceği bu tutarla insanlar aile geçindirmeye çalışıyor.

İnsaf. Diyelim ki daha yüksek maaşla iş buldu bu çalışan, “Haydi tazminatlarımı alayım da geçeyim” diyebiliyor mu? Yok, o da mümkün değil. Önceki varlık barışı uygulamalarında varlıklar üzerinden %1, %2 gibi oranlarda vergi alınırken, bu düzenlemede varlıklar üzerinden herhangi bir vergi alınmayacağı yer alıyor.

Sıfır. Oysa sıradan vatandaştan yüksek ÖTV ve KDV ödemeleri altında eziliyor maalesef. Yahu sizin bu vatandaştan istediğiniz ne? Derdiniz ne? Parası olana vergi muafiyeti, tanıdıklarınıza vergi affı ama gariban halka düşük gelirle yaşamaya çalışıyor. Bu böyle olmaz arkadaşlar. Bu ülkede çalışan herkes alnının terinin karşılığını almalı.

DEVA Partisi iktidarında alacak. Bu ülkedeki herkes insan onuruna yakışır bir hayat yaşamalı. DEVA Partisi iktidarında yaşayacak. Emek dünyamızın bir diğer önemli sorunu sendikal haklar… Biz sendikal hakların AB ve ILO standartlarına uygun hâle getirilmesini önemsiyoruz. Çalışanların sendikal haklarından yararlanması sağlanmalı ve sendikalı iş yerlerinin de rekabet gücü korunmalıdır.

Devlet, sendikal haklardan korkmaz, bunları güçlendirmek toplumu güçlendirmektir. Ekonomiyi güçlendirmektir. Değerli arkadaşlar, Alaplı’nın fındığının değeri, kıymeti bilinmiyor. Fındık üreticisi zorlanıyor. Nasıl zorlanmasın? ülkemizde üreticiler desteklenmiyor ki. Çiftçilerimiz zorlanıyor. Geçinemiyor. Harcadıkları emek, kazançlarına değmiyor. Bir de üstüne artan kurla maliyetleri artıyor. Daha da mağdur oluyor.

Mazota, gübreye, ilaca, tohuma, zam üstüne zam yapılıyor. Hani dolara bakmıyorlardı ya. Ama çiftçimiz bakıyor. Hayvancılıkla geçinen halkımız desteklenmiyor. Süt üreticileri de desteklenmiyor. Maliyetler artıyor, süt fiyatları değişmiyor. Teşvik takviminin belirlenmemesi üreticimizi korumasız bırakıyor. Arkadaşlar Zonguldak’ta büyük bir üretim imkanı var. Bundan yararlanabilmek için tarıma ve hayvancılığa dayalı organize sanayi bölgeleri kurulmalı ve özellikle organik tarım desteklenmelidir.

Yem üretimi için etüt çalışmaları yapılmalıdır. Biz üreticimizin, çiftçimizin sesini duyuyoruz, dertlerini görüyoruz. Zonguldak’taki tersanelerin durumuna baktığımızda da durum iç açıcı değil. Tersanelerde çalışanların sayısında hızla azalma görüyoruz. Tersanecilik gün geçtikçe zayıflıyor. Yine, Filyos liman projesi var meşhur… Biliyorsunuz. Sürekli gündemde, sürekli şov yapılıyor ama proje yerinde sayıyor.

Zonguldak gibi büyük bir Karadeniz şehri için limanlar da yetersiz. İhracatı güçlendirecek, üretimi arttıracak, ekonomiyi canlandıracak böyle bir imkandan faydalanmamak Zonguldak’ı geride bırakıyor. Zonguldak’da demiryolu da eksik, trenlerle ilgili sorunlar var. Hem demiryolu olan, hem deniz kıyısı olan şehri karayoluna mahkum etmek akılcı değildir arkadaşlar.

Bu şehrin ticaret için kullanabileceği ağları çok geniş, biz tüm bunların rasyonel politikalarla, çözüleceğini biliyoruz. Ulaşımı canlandırmadan, lojistiği kolaylaştırmadan Zonguldaklı nasıl üretsin? Biz hepsine DEVA olacak projelerimizle geliyoruz arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, Ülkemizdeki, şehrimizdeki gençler zorlanıyor. Gençler mutsuz. Daha da kötüsü gençler umutsuz. Gençler yarınlarının hayalini kuramıyor. Gençler bir hayat inşa edebilecek güce sahip olacağını düşünmüyor.

 

Başa dön tuşu