Nokta Reklam
Güncel

ATEŞİ ATEŞLE YÖNETMEK

Yanlış zamanda ve yanlış yerde kullanılan ateş, yangını durdurmak yerine büyütebilir.

Yangını söndürmek için ateş yakılır mı?
İlk duyunca akla yatkın gelmiyor.
Hatta şu soruyu hatırlatıyor:
“Orman yanarken neden yeniden ateş veriyorlar?”
Cevap net:
Evet.
Ama herkesin değil.
Doğru yerde, doğru zamanda, doğru koşullarda ve yalnızca uzmanların kontrolünde.
Çünkü orman yangınlarıyla mücadelede bazen yangını yenmenin yolu, ateşi yönetmekten geçer.
5 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “Orman Yangınlarıyla Mücadele Çalışmaları Hakkında Yönetmelik” (Sayı: 33361) bu açıdan önemli bir düzenleme getirdi.
Yönetmeliğin 18. maddesi, karşı ateşi “yangına karşı yangın kullanma” yöntemi olarak tanımlıyor ve uygulanmasını yangın amiri veya onun görevlendireceği yangın uzmanının sorumluluğuna bırakıyor.
Bu çok kritik bir nokta.
Çünkü karşı ateş, herkesin uygulayabileceği bir yöntem değildir.
Bilgi, deneyim, doğru karar ve ciddi saha yönetimi gerektiren profesyonel bir müdahaledir.
YANGININ ÖNÜNDEKİ SOFRA KALDIRILIR
Bir orman yangınının büyümesi için yakıt gerekir.
Kuru ot…
Yaprak…
İbre…
Çalı…
Dal…
Ağaç…
Bunların tamamı yangının yakıtıdır.
Yakıt ne kadar fazlaysa, yangının büyüme ve yayılma potansiyeli de o kadar artar.
İşte karşı ateş burada devreye girer.
Ana yangının ilerleyeceği uygun bir alanda, kontrollü biçimde ateş oluşturulur.
Amaç, ana yangın ulaşmadan önce o bölgedeki yanıcı maddelerin bir bölümünü tüketmektir.
Ana yangın o noktaya geldiğinde önünde daha az yakıt kalır.
Ben bunu tek cümleyle anlatıyorum:
YANGININ ÖNÜNDEKİ SOFRA KALDIRILIR.
Ancak bunun altını özellikle çizelim:
Karşı ateş amatörce uygulanabilecek bir yöntem değildir.
Rüzgârın yönü ve hızı, hava sıcaklığı, nem, arazi eğimi, bitki örtüsü, yanıcı madde miktarı ve yangının davranışı birlikte değerlendirilir.
Yanlış zamanda ve yanlış yerde kullanılan ateş, yangını durdurmak yerine büyütebilir.
İşte bu nedenle Yönetmeliğin karşı ateşi yangın amiri veya görevlendireceği yangın uzmanının sorumluluğuna bırakması son derece değerlidir.
ASIL SORU DEĞİŞMELİ
Yıllardır yangın çıktığında aynı soruları soruyoruz:
Kaç uçağımız var?
Kaç helikopterimiz var?
Kaç arazözümüz var?
Bunlar elbette önemli ve vazgeçilmezdir.
Ama artık asıl soru şu olmalıdır:
YANGIN ÇIKMADAN ÖNCE NE YAPIYORUZ?
Ormandaki yanıcı madde yükünü azaltıyor muyuz?
Riskli bölgeleri önceden belirliyor muyuz?
Yangına daha dirençli orman alanları oluşturuyor muyuz?
Çünkü yangın büyüdükçe mücadele zorlaşır.
Bazen yangında zaman, sudan daha değerlidir.
KONTROLLÜ YAKMA: YANGINI BEKLEMEDEN MÜCADELE
İşte burada kontrollü yakma konusu gündeme geliyor.
Karşı ateş ile kontrollü yakma aynı şey değildir.
Karşı ateş, devam eden yangını durdurmak veya yönünü değiştirmek amacıyla yangın sırasında uygulanır.
Kontrollü yakma ise yangın çıkmadan önce, ormandaki yanıcı madde yükünü azaltmaya yönelik bir yakıt yönetimi yaklaşımıdır.
Biri yangın sırasında…
Diğeri yangından önce…
Ama ortak noktaları aynıdır:
ATEŞİ YÖNETMEK.
Kontrollü yakma, “ormanı yakmak” değildir.
Amaç; büyük ve kontrolsüz bir yangının ileride tüketebileceği yanıcı maddelerin bir bölümünü, planlı, kontrollü ve uygun koşullarda azaltmaktır.
Elbette bunun için bilim gerekir.
Planlama gerekir.
Uzmanlık gerekir.
Eğitim gerekir.
Güvenlik gerekir.
Ve en önemlisi, net kurallar gerekir.
Türkiye’de kontrollü yakma konusunun bilimsel, teknik ve hukuki boyutlarıyla daha kapsamlı biçimde ele alınması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü iklim koşulları değişiyor.
Sıcaklıklar artıyor.
Yangın riski daha uzun dönemlere yayılıyor.
Ormanlarımızdaki yanıcı madde yükünü yönetmek artık yalnızca bir seçenek değil, üzerinde ciddi biçimde düşünmemiz gereken bir konu.
ARTIK SADECE UÇAK SAYMAYALIM
Orman yangınlarıyla mücadeleyi yalnızca söndürme kapasitesi üzerinden değerlendirmek artık yeterli değil.
Elbette uçaklarımız olacak.
Helikopterlerimiz olacak.
Arazözlerimiz olacak.
İtfaiyecilerimiz, orman mühendislerimiz, yangın uzmanlarımız olacak.
Ama bunların yanında;
erken uyarı,
risk analizi,
yanıcı madde yönetimi,
hızlı haberleşme
ve güçlü koordinasyon da olacak.
Yeni Yönetmelikte teknolojiye verilen önem de dikkat çekici.
Uydu gözlemleri…
İHA’lar…
Sensör ağları…
Yapay zekâ destekli risk analizleri…
Coğrafi bilgi sistemleri…
Erken uyarı teknolojileri…
Bütün bunlar geleceğin orman yangını yönetiminin önemli parçaları olacak.
Ama bir gerçeği de unutmamak gerekiyor:
Teknoloji tek başına yetmez.
Yapay zekâ riski görebilir.
İHA yangını erken fark edebilir.
Sensörler veriyi toplayabilir.
Uydu alanı izleyebilir.
Ama sahada doğru kararı verecek olan yine insandır.
İşte benim yıllardır söylediğim cümle burada yeniden anlam kazanıyor:
TEKNOLOJİ YANGINI BULUR, İNSAN YANGINI SÖNDÜRÜR.
Teknoloji ile insanı yarıştırmayacağız.
Birbirini tamamlamasını sağlayacağız.
SON SÖZ
Ormanlarımızı sadece alevler yükseldiğinde hatırlamayalım.
Yangın çıkmadan önce hatırlayalım.
Sadece kaç uçağımız olduğunu değil…
Kaç riski önceden gördüğümüzü konuşalım.
Sadece kaç yangını söndürdüğümüzü değil…
Kaç yangının büyümesini engellediğimizi konuşalım.
Çünkü geleceğin orman yangınlarıyla mücadelesi yalnızca suyla yapılmayacak.
Bilgiyle…
Bilimle…
Planlamayla…
Teknolojiyle…
İnsanla…
Ve gerektiğinde…
ateşle yapılacak.
Ateş kontrolsüz olduğunda felakettir.
Ama doğru zamanda…
Doğru yerde…
Doğru bilgiyle…
Doğru ellerde…
Ateş, yangına karşı bir mücadele aracına dönüşebilir.
O halde yangın çıktığında sadece:
“Nasıl söndüreceğiz?”
diye sormayalım.
Yangın çıkmadan önce de soralım:
“NASIL ÖNLEYECEĞİZ?”
Çünkü gerçek başarı yalnızca:
YANGINI SÖNDÜRMEK DEĞİLDİR.
Daha büyük başarı:
YANGININ BÜYÜMESİNİ ÖNLEMEKTİR.
Ve en büyük başarı:
YANGINI ÇIKMADAN YÖNETMEKTİR.

necmi cemal

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu