İzmit Belediyesi tarafından kentin yeni sembollerinden biri olacağı tahmin edilen yaklaşık 600 yıllık zeytin ağacı, Sabri Yalım Parkı’nda yerini aldı
İzmit Belediyesi tarafından İzmir’in Urla ilçesinde bir sitenin inşaatından getirilen yaşının 550-600 arası olduğu düşünülen zeytin ağacı, İzmit Belediyesi önü Sabri Yalım Parkı’ndaki yerini aldı. Büyük emeklerle ve uğraşlarla İzmit’e ulaşan zeytin ağacının İzmit’in yeni sembollerinden biri olması beklenirken, İzmit’in asırlık çınar ağaçlarıyla birlikte en yaşlı ağaçlar arasına girmiş oldu.

İZMİT’İN EN YAŞLI AĞAÇLARI ARASINA GİRDİ
Büyük uğraşlar sonucu İzmit’e ulaşan ağacın yerleştirilmesi de epey bir zorlu oldu. İzmit Belediyesi önü Sabri Yalım Parkı’na getirilen zeytin ağacı için açılan çukurun ardından yaklaşık 12 saatlik bir çalışma sonucu sağlıklı bir şekilde yerine yerleştirildi. Sabah uyandıklarında 600 yıllık zeytin ağacını gören vatandaşlar şaşkınlığını gizleyemezken ağacın önünde bol bol fotoğraf çektirdi.
Kur’an-ı Kerim’de;
Nur Suresi’nde; zeytin şöyle geçmektedir: “Allah, göklerin ve yerin nurudur. O’nun nurunun temsili şudur: Duvarda bir hücre; içinde bir kandil, kandil de bir cam fânûs içinde. Fânûs sanki inci gibi parlayan bir yıldız. Mübarek bir ağaçtan, ne doğuya, ne de batıya ait olan zeytin ağacından tutuşturulur. Bu ağacın yağı, ateş dokunmasa bile neredeyse aydınlatacak (kadar berrak)tır. Nur üstüne nur. Allah, dilediği kimseyi nuruna iletir. Allah, insanlar için misaller verir. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. ” der (Nur suresi 35. Ayet).
Tin Suresi’nde; “İncire ve Zeytine ant olsun”. Tin Suresi insan yaradılışının Ahsen-i Takvim sırrını açıklaması yönünden anlamlıdır. Bazı yorumculara göre de Tin; İncir ağacını anlatır. Ayetin Batıni yorumunda incir çekirdeğinin erkeğin üreme hücresini, zeytinin kadının yumurta hücresini simgelediği varsayılır.
En’am Suresi’nde; Ayet 99. O gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Herbiri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır.
Nahl Suresi’nde; “Sizin için gökten su indiren O’dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır.” (Nahl Suresi, 10–11)
Dünya üzerinde yetişen ağaçların ilkidir.
Yunan mitolojisinde tanrıça Athena’nın hayatını sürdürebilmesi için zeytin ağacını sürekli görmesi gerekiyordu. Kimi tanrıların da zeytin ağacının altında doğması gerekiyordu.
Sezar başında zeytin ağaçlarından yapılmış taçla halkın karşısına çıkar.
Uzun süre Olimpiyatlarda kazanan kişiye zeytin dalından yapılmış taç takılırmış.
Herkül’ün silahı zeytin ağacındandır.
Zeytin ağacına zarar verenler ölümle cezalandırılırdı.
Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haç zeytin ağacındandır.
Hz Davut, Abuşalomdan kaçarken Kudüs’ün doğusundaki zeytinlik dağının yamaçlarına tırmanmıştır.
Eski Yunan’da kutsal ağaç olarak kabul edilip zeytin tarımının sadece iyi ve dürüst insanlar tarafından yapılmasına izin verilmekteydi.
Zeytin ağacına zarar verenler ölümle cezalandırılmaktaydı.
Zeytinyağının dinsel törenlerin kutsal lambalarında yakılmaktaydı.
Kralların ve yeni doğan bebeklerin kutsanmasında kullanılmaktaydı.
Zeytin ağacı akıl ve zaferin, zeytin dalı barışın, zeytinyağı da saflık ve sadeliğin sembolü sayılmaktaydı.
Sofraların baş tacı zeytin ve sağlık kaynağı zeytinyağını bize sunan kutsal zeytin ağacı ile ilgili bazı gerçekler…
Zeytin her dinde kutsal
Zeytin ağacının tarihi en az insanlık tarihi kadar eski. Nuh Peygamber’in kasırga sonrası dünyanın düzene girip girmediğini anlamak için gönderdiği beyaz güvercin, ağzında zeytin dalı ile geri döner. O zamandan beri zeytin, barışın, huzurun ve düzenin simgesi olarak kabul edilir.
Kuran’da mübarek olarak geçiyor
Kuran-ı Kerim’de 6 ayette ve çok sayıda hadiste zeytinden övgü ile bahsediliyor. Nur suresi 35. Ayette, “doğuya ya da batıya ait olmayan mübarek zeytin ağacının yağı ateşe değmeden bile ışık verir” ifadeleri ile zeytin ağacının kutlu, bereketli olduğu tasvir ediliyor.
Yetiştirilen ilk ağaç türü
6000 yıldır Akdeniz havzasında görülen zeytin bilinen en eski ağaç türlerinden biridir. Yazının bulunmasından önce yetiştirilen zeytinin, ana vatanı Güneydoğu Anadolu, Suriye ve Filistin bölgesi olarak biliniyor. Buradan Girit ve antik Yunan’a yayılıyor, oradan da tüm Akdeniz havzasına…
Tıp sembolündeki dal
Tıp biliminin sembolündeki çift yılanlı asanın ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Burada yer alan sopa, zeytin dalıdır. Rivayete göre Tanrı, Hermes’in barıştırıcı gücünü ölçebilmek için asasını iki yılan arasına koyar. Yılanlar kavgayı bırakarak birden asaya sarılır ve ayrılmazlar. O günden beri Hermes’in tıp biliminin sembolü bu görüntü olur.
Ölümsüz ağaç
Ünlü İlyada Destanı’nda Homeros, bir zeytin ağacına yaşlanır. Zeytin ağacı ise kendisine “Ben herkese aidim ve kimseye ait değilim, sen gelmeden önce de buradaydım, sen gittikten sonra da burada olacağım” der. Bu hikaye üzerine zeytin ağacının ölümsüz olduğu ve köklerinin ölümsüzlüğü simgelediği düşünülür.
Aslına bakarsanız, bir zeytin ağacı bin yıla kadar yaşayabilir. Bazı araştırmalarda 2 bin yıllık zeytin ağaçları da bulunmuştur. Zeytin ağacının bu kadar uzun ömürlü olmasının nedenlerinden biri de yapraklarındaki oleuropein maddesi. Bu madde zeytin ve zeytin ağacının korunmasına yardımcı olur.
Her daim yeşil
Zeytin ağacını hiç yaz ya da kış aylarında gözlemlediniz mi? Yakından dikkat ettiyseniz zeytin ağaçları yaz ve kış aylarında sürekli yeşil yaprakları var. Yaprakları genelde dökülmez, dökülenlerin yerine yeni çıkan yapraklar da yeşil olur.
Bir yıl var bir yıl yok
Zeytin ağaçları her yıl aynı oranda zeytin vermez. Zeytin ağaçların bu kadar uzun ömürlü olmasının sırrı belki de; bir yıl çok mahsul verirken, ertesi yıl hiç mahsul vermemesidir çünkü ağaç dinlenir, kendini yeniler. Bu duruma periyodisite adı verilir, halk arasında ise “var yılı ve yok yılı” olarak söylenir.





