Nokta Reklam
Güncel

ÇANTADA KEKLİK DEĞİL… KAÇIRANIN HİKÂYESİ

Bir şehirde asıl mesele şudur: Esnafın önüne çıkan yeni fırsatlar büyüyebiliyor mu? Küçük girişimler cesaret bulabiliyor mu? Üreten, deneyen, yanılan ama vazgeçmeyen destek görüyor mu?

ÇANTADA KEKLİK DEĞİL… KAÇIRANIN HİKÂYESİ

Bugün bir kuyumcuda otururken, aslında memleketin küçük bir fotoğrafını izledim.
Yan dükkândan bir esnaf geldi…
Arkasından bir kişi daha…
Eskiden galericiler sitesinin en büyüklerinden biri…
Bugün ne yapıyor biliyor musunuz?
Kedi kumu üretiyor.
Hem de yurtiçine, yurtdışına…
Kimisi hâlâ “eski işim” diye tutunurken,
kimisi yeni işiyle dünyaya açılıyor.
Fark tam olarak burada başlıyor.
Çantacı dostumuz söze girdi…
İzmir’den mal aldığı üretici bir gün “kedi çantası” üretmeye başlamış.
Hatır için 20 tane almış.
Tek bir tane bile satamamış.
Dört ay sonra İstanbul’a gidiyor.
Toptancı diyor ki:
“Bu işi yapan biri varmış, beni tanıştır.”
İzmir’de üreten var,
Kocaeli’de bilen var,
İstanbul’da cesaret eden var…
Ve bugün?
O toptancı bütün işleri bırakmış.
Sadece kedi çantası satıyor.
Ve piyasada adı var.
Hikâyenin ikinci kısmı daha çarpıcı…
Kuyumcuda çalışan bir hanımefendi…
Evinde 20’den fazla kediye bakıyor.
Birini çantacıya hediye etmiş.
İlk başta sıradan bir hayvan…
Sonra dükkânın merkezine oturan bir hikâye…
Artık dükkâna giren her 1000 müşterinin 900’ü
önce o kediyle ilgileniyor.
Yarısı cebinden mama çıkarıyor.
“Bunu yer mi?”
“Şunu denediniz mi?”
O dükkânda artık ürün değil, bağ kuruluyor.
Şimdi meseleye düz bakalım.
Bu hikâyede kaybedenler de var.
“Bu iş tutmaz” diyenler
Denemeden vazgeçenler
Gördüğü hâlde adım atmayanlar
Bir de kazananlar var.
Değişimi erken fark edenler
Küçük başlayan ama büyütenler
Risk alanlar
Bugün kazananlar…
Dün alay edilenlerdir çoğu zaman.
Şimdi Kocaeli’ye gelelim.
Bu şehirde de her gün böyle hikâyeler yaşanıyor.
Ama çoğu fark edilmeden geçip gidiyor.
Birileri hâlâ eski düzenin konforunda oyalanırken,
başkaları yeni alanları sessizce kapatıyor.
Ve sonra dönüp aynı cümle kuruluyor:
“Bizde neden olmuyor?”
Olmaz…
Çünkü bakıyoruz ama görmüyoruz.
Bir şehirde asıl mesele şudur:
Esnafın önüne çıkan yeni fırsatlar büyüyebiliyor mu?
Küçük girişimler cesaret bulabiliyor mu?
Üreten, deneyen, yanılan ama vazgeçmeyen destek görüyor mu?
Eğer bunlar yoksa…
Ne yaparsanız yapın, şehir sadece kalabalık olur.
Ama canlı olmaz.
O yüzden mesele “çantada keklik” değil.
Mesele şu:
Keklik orada duruyor…
Ama sen hâlâ boş çantayı taşıyorsun.
Kocaeli’nin ihtiyacı olan şey çok net:
Fırsatı erken gören,
esnafı büyüten,
küçük hikâyeleri zincire dönüştüren bir akıl…
Çünkü bazen bir kedi kumu fabrikası,
bazen bir kedi çantası…
Bir şehrin neden büyüdüğünü de,
neden yerinde saydığını da anlatır.
Ve unutmayalım:
Bu şehirde fırsat çok…
Ama gören az.
Farkı da zaten onlar oluşturuyor.

necmi cemal

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu